TripKolic
Sitemize Kayıt Olmak İster misiniz?

TripKolic

TripKolic Fun Club.. En büyük Hayran Kitlesi ..
 
AnasayfaTakvimSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Ergenekon ve sol

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ByEfsane
Alışkın
Alışkın


çin astrolojisi : Maymun
Mesaj Sayısı : 144
Puan=) : 3311627
Doğum tarihi : 31/07/92
Kayıt tarihi : 17/07/09
Yaş : 25
Nerden : İstanbuL/PendiK
İş/Hobiler : Gezmekkkkkkkkkk
Lakap : Derbeder58

MesajKonu: Ergenekon ve sol   Çarş. Tem. 22, 2009 2:34 pm

Ergenekon davası, ilk aşamadaki sınırlılığını aşmaya, önce darbecilere uzanmaya ve nihayet Fırat köprüsünden geçip, garnizonlardaki faili meçhul mezarlarını eşmeye başladı.

Başladı da, sol bu gelişmelerin neresinde? Bu mücadeleyi devletin iki kanadı arasındaki mücadeleye terk etmek, mücadeleyi bu iki kanat arasındaki mücadele olmaktan çıkartmak isteyen bir avuç demokrat, sol liberal ve liberal aydını yalnız bırakmak nasıl bir sonuç verir? Devletin bir kanadının diğer kanadına galip gelmesi, bu galibiyette örgütlü demokrasi güçlerinin hiçbir katkısı olmazsa, sonuç demokratik olabilir mi?

Konuyu Radikal'da Oral Çalışlar ele aldı: Yorumsuz okuyalım:

'Birkaç söz de bu dava karşısında kendilerini 'tarafsız' ilan eden solculara söylemek gerekiyor. Bu kamplaşmanın tarafsızlığı olmaz. Nitekim, AK Parti'ye öfke bu kesimleri Ergenekonculara sempatik bakmaya itiyor. Hatta bu 'tarafsız solcular'ın bazıları açıkça

AK Parti nedeniyle karşı tarafın kendilerine daha yakın olduğunu yazabiliyorlar.

Ali Suat Ertosun gibi cezaevi operasyoncuları bile onlara bu yanlış duruş nedeniyle sıcak gelebiliyor. Ergenekon davasını çökertmek isteyenlerin çabalarından gizli gizli mutluluk duydukları bile söylenebilir.

Aslında Türkiye'nin yakın geçmişindeki cinayetleri, katliamları masaya yatıran ve 'derin işler'i sorgulayan Ergenekon davasını AK Parti'nin meselesi olarak görmek, solu böylesine büyük bir hesaplaşmada işlevsizleştiriyor, elini kolunu bağlıyor ve daha acısı İstanbul

büyük burjuvazisinin yedek gücü haline getiriyor.'

PKK'nin muhataplığı

'Kızsak da içimize sindiremesek de, Kürt sorununun çözümünde PKK dikkate alınması gereken bir aktör haline geldi.

Ama PKK'nın da en az Türkler kadar gerçekçi olması gerekir.

Silahlı mücadele son limitine geldi.

Dağdaki militan bile, silahla bir yere gidilemeyeceğini biliyor.

Dolayısıyla, silah artık lehe değil, aleyhe çalışan bir araç.

Yani, silahı bırakmak artık PKK'nın da lehinedir.

Eğer herkes kendi payına düşen gerçekleri kabul ederse, çözüm mümkündür.'

Bu satırlar Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'e ait.

Bu satırların anlamı nedir?

Bu satırlar, PKK'nin en azından Doğan Grubunda muhatap güç olarak kabul edilmeye başlandığını gösteriyor.

Elbette Özkök ilk ve en önemli sorun olarak 'silah bırakma'yı görüyor. Yazısının bir yerinde Öcalan'ın avukatlarının Mehmet Ali Birand'a sözlerinden hareketle, İmralı'dan 'silahsızlanma' hakkında bir 'mesaj' gelmeyecekÖ

Neden?

Aslında konuştuğumuz konu bu değil mi?

Eğer birileri yeniden en başa döner 'kayıtsız şartsız silahsızlanma ve teslim' dayatmasında bulunursa, bu 'gerçekçi' bir yol haritası olmaz.

Ama eğer hükümet ve devlet, silahsızlanma da içinde her konuda 'müzakere' ve 'gerçekçi' önerileri görüşme yöntemini benimserse, barışa ve çözüme doğru yürümek sanılandan da kolay olur.

Evet. Herkes Özkök'ün dediği gibi 'gerçekçi' olmalıdır.

'Yol Haritası' tartışmalarında Mehmet Ali Birand en kritik 'açılımları' yapanlardan birisi. Önce yazısının girişini okuyalım:

'Abdullah Öcalan'ın birkaç hafta içinde, Kürt sorunu ve PKK ile ilgili bir yol haritası açıklayacağını hepimiz biliyoruz. Hatta bu haritanın belli başlı paragraf başlıklarının ne olacağı da biliniyor. Eğer Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu duruma seyirci kalır ve hiçbir şekilde ön almazsa, inisiyatifi İmralı'ya bırakmış olacak. Niyeti Öcalan'ın planı üzerinden bir pazarlık yapmak ise veya aksine ayak sürümek için sessiz kalıyorsa, bilemem. Ancak devlet olarak çözüm sürecini başlatmak niyeti varsa, Ankara'nın şu günlerde kendi yol haritasını açıklaması beklenmelidir.'

Görüldüğü gibi Mehmet Ali Birand, 'Kürtler adına yol haritasını hükümet çizmeli ki, inisiyatifi PKK ele alamasın' ana fikrini savunuyor.

Soru şu:

Kürt Özgürlük Hareketi mi hükümetin 'yol haritasını' tartışmalı, yoksa hükümet mi İmralı Yol Haritasını tartışmalı?

Tüm Türkiye'nin üstünde müzakere yapması gereken asıl Yol Haritası Kürtlerin tüm demokratik kamuoyunun da düşüncelerini dikkate alarak çizeceği yol haritası mı olmalı? Yoksa Hükümetin Kürtlerin Yol Haritasını beklemeden 'ön alarak' Kürtler adına çizeceği yol haritası mı?

Mehmet Ali Birand ikincisini tercih edenlerden.

Ancak Birand 'Hükümet inisiyatif alsın' demekle birlikte şunları da söylüyor:

'Ankara, özellikle asker-sivil gerilimi nedeniyle yerinden kıpırdamaz. Ne Öcalan'ın açıklamasının öncesinde, ne de sonrasında bir katkıda bulunur. Olumsuz bir tutum takınır ve herhangi bir çözüm olasılığına sırt döner. Bu yaklaşım, PKK terörünün daha da yaygınlaşması, daha fazla kan kaybı ve daha büyük karmaşanın çıkması anlamına gelir.'

Böylece Birand Kürt sorununda çözümsüzlüğün karşısında yer almış oluyor.


'Emperyalist çıkarlar...'

Star Gazetesinde Mehmet Altan'ın ilginç bir makalesi yayınlandı. Buna göre Altan, Ergenekon örgütünün çözülmesini Nabucco projesine bağlıyor. Ona bakılırsa, AB ve ABD, Türkiye üzerinden geçecek doğal gaz boru hattıyla Rusya'nın enerji hatlarındaki tekelini kırmak için Türkiye güzergahını güvenceye almak amacıyla 'darbecileri' ve Ergenekoncuları tasfiye ediyor. Altan şöyle yazmış:

'Nabucco ile AB'nin darbeyi risk primi dışına çıkarmasının Türkiye'nin demokrasisi açısından da bir dönüm noktası olduğuna dair yorumlar, Ergenekon süreciyle de kesişiyor...

ABD'yle Avrupa'nın kendi kamplarının enerji nakil hatlarının geçeceği bölgeleri 'darbecilere' ve 'darbeciliğe' bırakmayacağı çok açık...

Bakü-Tiflis-Ceyhan'dan Nabucco'ya değişen ne?

Ergenekon'un didik didik edilmesi...

Ve buna karşı da 'darbenin' risk olmaktan çıkması.'

Demek ki, bugün yürüyen askeri vesayete karşı mücadeleyi tezelden devletin iki kanadı arasındaki mücadele olmaktan çıkartmak için demokrasi güçlerinin müdahale gerektiği gibi, bu mücadeleyi Türk bölgesel emperyalizmi ile ABD-Rusya emperyalizmleri arasındaki bir enerji rekabeti kavgası olmaktan çıkartmak için de, önce kendi emperyalizmine karşı çıkan güçlerin bu mücadeleye müdahalesi gerekli.

Hem demokrat, hem de anti emperyalist olmanın şartıdır bu...

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://                            TripkoLic.Forumm.BiZ
 
Ergenekon ve sol
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
TripKolic  :: Eğlence :: Gündem-
Buraya geçin: